Afganistan Özbeklerinin önemli bir bölümünü oluşturan Özbekler, ülkenin kuzey ve kuzeydoğu vilayetlerinde, ayrıca Kabil ve Herat şehirlerinde eski dönemlerden beri yaşamaktadır. Ülkenin Anayasası'nın 16. maddesine göre, nüfusun çoğunluğunun Özbekçe konuştuğu bölgelerde söz konusu dil resmî statüye sahiptir. Ancak 1873 yılında Kabil'de ilk matbaanın kurulmuş olmasına rağmen, çeşitli tarihî şartlar nedeniyle Özbekçe yayımlanan kitapların sayısı yılda onlarca eseri aşmamıştır.
Bilindiği üzere, eski Horasan topraklarında Özbek edebiyatı oldukça derin kökler salmıştır. Buradaki ilk önemli edebî hareket 15. yüzyılda Herat'ta başlamıştır. Büyük Timurlular döneminde eserler veren Lütfi Heravi, Özbek dilinde güzel şiirler yazmış ve “Gül ve Nevruz” adlı destanı meydana getirmiş ustalardan biridir.
Bu edebî geleneği Ali Şir Nevai yüksek bir seviyeye taşımış, bu toprakları birleştirmiş ve Özbek dili ile edebiyatının kurucusu olarak dünya çapında tanınmıştır.
Zamanla Belh vahası da Aştarhaniler döneminde Özbek dili ve edebiyatının yeni ve önemli bir merkezine dönüşmüştür. Daha sonraki dönemlerde bölgedeki tarihî şartların gerektirmesiyle bu edebî çevre yavaş yavaş Amuderya'nın öte yakasına taşınmıştır. Bu süreç, iki komşu bölge arasındaki edebî ilişkilerin ve ortak medeni mirasın daha da zenginleşmesine hizmet etmiştir.
Peki, tarihî gelişmelerden sonra Afganistan topraklarında Özbek edebî gelenekleri hangi etkenler sayesinde yaşamaya devam etmiştir?
İlk olarak, Özbekler arasında yaygın olan geleneksel kitap okuma toplantıları, millî edebiyatın ve medeniyetin korunmasında temel bir unsur olmuştur. Bu kültürel toplantılarda Mir Ali Şir Nevai, Zahîrüddin Muhammed Babür, Muhammed Süleyman oğlu Fuzuli, Hoca Nazar Sufi Allah Yar ve Babürrahim Meşreb gibi büyük şahsiyetlerin eserleri, ayrıca Şehname'nin Özbekçe tercümesi sevilerek okunmuştur.
İkinci olarak, Türkçe konuşan halklar arasında faaliyet gösteren resmî olmayan medreselerde edebî eserlerin okutulması, eğitim programının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmiştir.
Üçüncü olarak, Amuderya'nın iki yakasında bulunan bölgeler arasındaki aktif ticari ilişkiler, medeni değerlerin karşılıklı alışverişine zemin hazırlamıştır.
Bunların yanı sıra, her yıl Afganistan'dan bir grup genç eğitim almak amacıyla Buhara ve Semerkant'taki bilimsel ve medeni merkezlere gitmiştir. Bunun sonucunda gençler Özbek edebiyatıyla daha yakından tanışmış, nadir kitapların bazı nüshalarını Afganistan'a da getirmişlerdir.
Tarihî ve siyasi şartlar gereği, 2003 yılına kadar Afganistan'da matbaacılık ve yayıncılık alanı belirli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Bu durum, Özbek dilindeki edebiyatın yayımlanmasını da olumsuz etkilemiştir.
Kabil'de ilk merkezî matbaanın kurulmasından doksan yıl sonra, yani ancak 1963 yılında, Afganistan sınırları içerisinde Özbek dilindeki ilk nadir medeni miras örneği resmen yayımlanmıştır. Bu eser, büyük düşünür ve devlet adamı Sultan Hüseyin Mirza'nın şiir divanıdır.
1978 yılından sonraki dönemde ülkedeki ilgili bakanlıklar, Bilimler Akademisi ve yaratıcı kuruluşlar tarafından Özbek dilindeki eserlerin basılmasına ciddi önem verilmeye başlanmıştır.
Kültürel ve eğitici yöndeki bu adımlar, yerel yazarların kendi ana dillerinde edebî eserler meydana getirmelerine teşvik sağlamıştır.
O dönemde Özbek edebî çevresinin gelişmesine Vahidi Cüzcani, Metin Andhoyi, Eşref Azimi, Şefika Yarqin, Ayhan Beyani, Burhaneddin Namiq, Taşqin Bahayi ve Kayyum Azizi gibi tanınmış yazarlar önemli katkılarda bulunmuştur.
1978 yılından sonra Afganistan'da eğitim sisteminde bazı reformlar gerçekleştirilmiş ve Özbek ve Türkmen çocuklarına ilköğretimi kendi ana dillerinde alma imkânı sağlanmıştır.
Eğitim Bakanlığı bünyesinde özel bir Özbek dili bölümü kurulmuş, Kabil Üniversitesi'nde ise Özbek dili ve edebiyatı bölümü açılmıştır. Bu bölüme Özbekistan'dan deneyimli uzmanlar davet edilmiştir.
Ayrıca ilk Özbekçe gazete olan “Yulduz” yayımlanmaya başlanmıştır.
Ancak 1980'li yılların ortalarına gelindiğinde, ülkedeki iç siyasi istikrarsızlık sonucunda söz konusu eğitim programının faaliyetleri durmuştur. Ülkedeki ideolojik karşıtlıklar nedeniyle eğitim sistemi ciddi bir gerilemeyle karşı karşıya kalmıştır.
Buna rağmen, 1990 yılında Kabil'de Ali Şir Nevai adına bir kuruluş oluşturulmuştur.
Faaliyete başlamasından henüz dört yıl geçmeden bu kuruluş Mezar-ı Şerif'e taşınmıştır.
Söz konusu kuruluş esas olarak Özbek dilini geliştirmek, millî etkinlikler düzenlemek, ana dilinde kitap, gazete ve dergi yayımlamakla meşgul olmuştur.
Ne yazık ki ülkedeki siyasi çalkantılar nedeniyle kuruluşun ömrü de uzun olmamıştır.
Ancak Ali Şir Nevai kuruluşunun hatırası olarak “Muhabbetname”, “Şecere-i Terakime” ve “Yürek Sözleri” gibi nadir eserler elimizde kalmıştır.
Afganistan'ın kamu yayıncılığı tarihinde Özbek dilindeki ilk radyo yayını, 1972 yılında Başbakan Musa Şefik döneminde yarım saatlik bir program şeklinde başlatılmıştır.
Ancak sonraki yıllarda ülkede meydana gelen değişiklikler nedeniyle bu yayın da durdurulmuştur.
1998 yılındaki siyasi durum sonucunda Özbek dili ve edebiyatı alanındaki medeni ve eğitici faaliyetlerin kapsamı oldukça sınırlandırılmıştır.
Bu şekilde, uzun yıllar boyunca devam eden elverişsiz şartlar nedeniyle Afganistan Özbekleri kendi ana dillerinde eğitim alma, matbaacılık ve edebî mirası geniş ölçüde tanıtma alanlarında çeşitli kısıtlamalarla karşı karşıya kalmıştır.
Bölgedeki siyasi ve idari sınırlar nedeniyle Orta Asya'daki genel edebî çevreden uzak kalmak, millî edebiyatın gelişiminin yavaşlamasına yol açmıştır.
Sonuç olarak, Afganistanlı birçok Özbek yazar eserlerini başka dillerde meydana getirmek zorunda kalmıştır.
Buna rağmen, bazı fedakâr şairler Özbek dilindeki edebî gelenekleri kararlılıkla sürdürmüştür.
Onlar Ahmed Yesevi, Sufi Allah Yar, Ali Şir Nevai, Fuzuli, Meşreb ve Huveyda gibi seçkin edebiyatçıların eserlerinden ilham alarak eserler meydana getirmişlerdir.
Özellikle Kadiri Pelengpuş, Mevlana Nimetullah Mevvi Kaysari, Cüneydullah Hazık, Nadim Kaysari, Mukimi Andhoyi, Gurbat, Samimi, Nazihi Celve, Gamgin, Hayri Farıyabi, Neva, Mevlevi İlmi, Mevlevi Nusret, Anber, Nefiri Farıyabi, Ergeş Uçkun ve Metin Andhoyi gibi yazarlar, Afganistan topraklarında Özbek sözünü ve edebî geleneklerini korumaya, bunları gelecek nesillere aktarmaya önemli katkılarda bulunmuşlardır.
O dönemde edebî üretim esas olarak şiir alanıyla sınırlı kalmış, nesir eserlerinin gelişimi biraz daha geride kalmıştır. Bu durum, genel edebî çevrenin şekillenmesini belirli ölçüde etkilemiştir.
Nihayetinde, 21. yüzyılın başları Afganistan Özbeklerinin medeni hayatında oldukça verimli bir dönem olmuştur.
Özbek diline resmî statü verilmiştir.
Kabil Üniversitesi'nde Özbek dili ve edebiyatı bölümünün faaliyetleri yeniden canlandırılmıştır.
Bununla birlikte Faryab, Cevzcan, Saripul, Belh ve Tahar üniversitelerinde de ilgili bölümler açılmış, Afganistan yükseköğretim sisteminde millî dillerin akademik düzeyde okutulması sağlanmıştır.
Radyo, televizyon ve basın yayınlarında Özbek diline uygun yer ayrılmış, özel Özbek televizyon kanalları ve radyo ağları faaliyete geçirilmiştir.
En önemlisi, Özbek Dili Bayramı ülkenin resmî takviminde yer almıştır.
Bu durum, yerel Özbeklerin millî kimliklerini koruma yolundaki medeni iradesinin, etnik birlikteliğinin ve toplumsal dayanıklılığının sembolü olarak kabul edilmektedir.
Bu şekilde, 2019 yılından itibaren Afganistan Özbekleri kendi ana dillerinin bayramını hem ülkelerinde hem de yurt dışında medeni değerlere duydukları yüksek saygı ve bağlılık ruhuyla kutlamaya başlamışlardır.
Çeşitli görkemli medeni ve kültürel etkinlikler, büyük bilimsel toplantılar, yeni kitap tanıtımları ve faydalı edebî buluşmalar düzenlenmiştir.
Bu kutlu toplantılarda ana dilimizin paha biçilmez değeri, milletin aynası olarak taşıdığı eşsiz konum ve onu gelecek nesillere bozulmadan, asıl hâliyle aktarmanın kutsal bir mesele olduğu özellikle vurgulanmıştır.
Ülkedeki mevcut durum ve değişikliklere rağmen Afganistan Özbekleri ana dillerinin millî gününü kutlama geleneğinden vazgeçmemiştir.
Bu kutlu gün, halkın kendi kimliğini anlama yolundaki medeni iradesini ortaya koymakta ve insanları manevi değerler etrafında birleştirmeye hizmet etmektedir.
Ana dilini korumaya yönelik bu kararlı çaba, halk diplomasisinin en güzel örneklerinden biridir.
Aslında Afganistan'da “Özbek Dili Bayramı” kutlama girişimi, 2018 yılı sonbaharında Özbekistan Büyükelçiliği'nde gerçekleştirilen bir görüşmenin ardından ortaya çıkmıştır.
O dönemde Büyükelçi Yadgar Hoca Şadmanov, Afganistanlı bir grup Özbek aydınını kültür alanındaki hizmetlerinden dolayı takdir etmiştir.
Bu takdirden ilham alan aydınlar, iki devlet arasındaki medeni ilişkileri daha da güçlendirmek amacıyla yeni bir fikir etrafında birleşmişlerdir.
Aydınların teklifi ülke yönetimi tarafından tamamen uygun görülmüş ve Bakanlar Kurulu kararıyla 21 Ekim (29 Mizan) resmen “Özbek Dili Bayramı” olarak ilan edilmiştir.
Kabil'deki ilk görkemli kutlamada Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in tebrik mesajı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda ilk kez Özbek dilinde okunarak dinletilmiştir.
Bu tarihî olay, iki devlet arasındaki medeni iş birliğinde yeni bir sayfa açmıştır.
Bu şekilde, bu topraklarda Özbek dilinin etkisini artırmaya yönelik güzel çalışmalar başlamıştır.
Afganistan Özbekleri bu kutlu günü her yıl düzenli olarak kutlamaktadır.
Günümüzde bu kutlu tarih, halk arasında “Özbek Dilinin Millî Günü” adıyla da tanınmaktadır.
Bu bayram, Afganistan Özbeklerinin kendi ana dillerine duydukları sonsuz sevgiyi, millî kimliklerini anlama bilincini ve zengin medeni miraslarını gelecek nesiller için koruma kararlılığını en parlak şekilde ifade etmektedir.

Topluluk tartışması
Henüz yorum yok
Düşünceli bir yanıt paylaşan ilk kişi olun.